yunuskusan1 @ hotmail.com

  Ey halkım! Bizim için belirlenen Kırmızı çizgiyi unuttuk. Dolayısıyla sınırımızla beraber haddimizi de aştık. Ve böylelikle bizler çok şimardık.

Oysa Rabbimiz Hz. Âdem ve eşinin örneğini bizlere (kitabında) vermiş ve bizleri uyarmıştı.

"Dedik ki: Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."( Bakara - 35)

Mükemmel bir yeryüzü inşa eden ve yeryüzünde ki tüm imkânları kulunun huzuruna bahşeden Allah, insanoğlunun fıtrat ve sağlığına zarar verecek şeyleri de hem insanın fıtratına yerleştirmiş ve hem de Nebi ve kitapları aracılığıyla insanı uyarmıştı.

Ama ey halkım! Bize ikram edilenlere kanaat etmedik. Ve bizler çok hırslandık.

Ardından Âdem ve eşini aldatan şeytan, bizi de aldattı ve kandırdı.

"Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: Rabbinizin sizi bu ağaçtan alıkoyması melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir." (A'raf, 7/20)

Çünkü şeytan şeytanlığını yapmalıydı ve yaptı da.

‘’Şeytan, oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı..." (Bakara, 2/36)

 “Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yediler..." (Taha, 20/121)

Şeytana aldanıp sınırı aşmak, yasak ağaca dokunmak ve yasak meyveden yemek ne demek?

Sınırı aşmak demek;  günaha yaklaşmak, edebini takınmamak ve hayâdan uzaklaşmak demektir.

Ağaca dokunmak demek; harama yaklaşmak, çalmak, gasp etmek, fesat çıkarmak, kandırmak, zulmetmek demektir.

Yasak meyveden yemek; hakkımız olmayanı, çaldığımızı, gasp ettiğimizi kursağımızdan geçirmek demektir.

Ey halkım! Salih A.s’ı hatırla. Hani Rabbimiz Semud kavmini bir deve ile sınamıştı. Onlarında yasak ağacı o idi. Yani hayvana eziyet etmemek ona zulmetmemekti.

Şems suresi bize o anı şöyle anlatır.

11-Semud (kavmi,) kaba bir küstahlıkla (bu) hakikati yalan saydı;

 12-içlerinden en onulmaz azgınları, (zulüm yapmak için) ileri atılırken,

  13. Allah’ın Elçisi onlara: "Şu dişi deve Allah’ındır, öyleyse bırakın suyunu içsin (ve ona bir zarar vermeyin)!" demişti.

  14. Ama onlar Elçi’yi (hiçe sayıp) yalanladılar ve deveyi vahşice boğazladılar; bunun üzerine Rableri, bu günahları yüzünden onları yıkıma uğrattı ve tümünü birden yok etti:

  15. çünkü (onlardan) hiçbiri başlarına gelecek şeyin korkusunu taşımıyordu.

  Bizler de ey halkım! Semud kavminin azgınlığını yaşadıkyaşıyoruz. Ve ekolojik dengeyi ellerimizle bozduk. Allah’ın sessiz kullarına zulmettik. Onların yaşam ortamlarını bozduk. Onların yaşam nedenlerini kendi hevamıza göre belirledik.

Ey Halkım! Lut A.s’ı ve kavminin fesadını da hatırla.

Hani halkı; ‘’Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir fuhşiyatı yapıyorlardı.’’ (7/A'râf 80)

Onlar; ‘’kadınları bırakıp erkeklere şehvetle yaklaşarak aşırı giden taşkın bir toplum idi.” (7/A'râf 81)

Böylelikle Lut kavmi de yasak ağaca yaklaşmış, dokunmuş ve yasak meyveyi bu günahla yemişti.

Lut (a.s.) ahlaksızlıkta haddi aşan kavmine karşı Allah'a şöyle dua etmiştir:

Ey halkım! Lut kavminin ahlaksızlığına insanlık meyletti. Ve helal yolu bırakıp harama meyletti.

Şimdi Hira’larımızdayız.

Bugün başımıza musibet olan Korona virüs salgını nedeniyle tüm insanlık bugün evlerine çekilmiş durumda. Bugün Zaman, musibet karşısında muhasebe ve öz eleştiri zamanı…  

Bugün her birimiz, Hiramızdan (evlerimizden) toplumu izliyoruz. Çaresiziz ve bitmiş bir haldeyiz. Sadece Allah’ın büyüklüğü karşısında aciz bir durumdayız. Şimdi düşünme vakti:

  1. Güneşi ve onun aydınlık veren parlaklığını düşün,

  2. ve güneşi(n ışığını) yansıtan ayı!

  3. Dünyayı gün ışığına çıkaran gündüzü düşün,

  4. ve onu karanlığa boğan geceyi!

  5. Gökyüzünü ve onun harika yapısını düşün,

  6. ve yeryüzünü, onun (uçsuz bucaksız) genişliğini!

  7. İnsan benliğini düşün ve onun nasıl (yaratılış) amacına uygun şekillendirildiğini;

  8. ve nasıl ahlaki zaaflarla olduğu kadar Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle de donatıldığını!

  9. Her kim (benliğini) arındırırsa, kesinlikle mutluluğa erişecektir (Şems Süresi)

Ey Halkım! Şimdi günahlarımızı hatırlama ve tövbe zamanı. Şimdi yüce ve güçlü yaratıcı karşısında ezikliğini hatırlama zamanı. Şimdi Âdem ve Lut A.s’ın serzenişi ile Allah’a yakarış zamanı.

 “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” (A'raf 23)

"Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar." (Şu'arâ, 26/169)

 "Ey Rabbim! Ortalığı fesada veren bu topluluğa karşı bana yardım et!" (Ankebût, 29/30)

Şüphesiz ki Allah her şeyi gören, işiten ve her şeye şahit olandır. Şüphesiz ki Allah Rahman ve Rahim olandır.

Unutmayalım ki: Rabbimiz bizi terk etmedi…(DUHA-3)

YUNUS KUŞAN