vanhavadis @ hotmail.com

Evet, sevgili gençler hayata adım adım yürümeye devam ediyoruz. Hani bir zamanlar bebektiniz sonra emekleme dönemi yürüme, koşma derken bir gün kendinizi minik minik iken okulda buldunuz ve eğitim ve öğretim serüveni böylece başladı.


İlk ve ortaokul ve lise yılları çat kapı geldi. Zaman ne hızlı akıp gidiyor, değil mi. Lise için okul seçimi, okul seçildikten sonra alan seçimi ve sonrasında öğretmen seçimi, arkadaş seçimi off seçim seçim.

Bir de işin diğer garip yanı ise; zaten ergenlik çağının verdiği parçalı bulutlu duygularımız. Yeni yeni tanıştığımız insanlarla arkadaş olma, rakip olma, arkadaşlık etme peşinde koşmalar.


Olabildiğince sade temiz, yakışıklı ve güzel görünme çabası, beğenme beğenilme duyguları, sevmek sevilmek içgüdüsünün tavan yaptığı lise yılları. Tüm bunların yanında hızla akan zaman ve dersler, başarılı olmak ileride büyük adam olmak kaygısı.

Kendine, ailesine, milletine, devletine hata tüm dünyaya faydalı olacak bir birey olma heyecanı ile geçen dakikalar saatler ve yıllar. Bu büyük yükün verdiği heyecan, stres, endişe, keder bir de yetmiyormuş gibi ailenin çevrenin senden beklediği ve sana yüklediği görev.


Oğlum doktor olacak avukat olacak, hâkim olacak savcı olacak gibi yersiz endişeler ve çocuğunun ne olmak istediğini değil; kendisinin istediği bir mesleğe çocuğunu yönlendirme çabalarının toplum içinde adeta bir gelenek halime geldiği dönemler. Lütfen gençler üzerinden övünme, onlar üzerinde kendi nefsinizi, egonuzu tatmin etme çabasını bırakın.

Siz sizsiniz onlar onlardır. Bırakın sizler nasıl özgür bir birey olduysanız bırakın onlarda kendileri olsunlar özgür birer birey olsunlar. Onlar siz gibi olmak zorunda değiller sizin istediğiniz gibi olmak zorunda da değiller. Onlarda, sizler gibi toplumda birer bireydirler.

Hem de çok kıymetli ve kaliteli birer bireyler. Bırakın taklitten ayrılsınlar, taassuptan ayrılsınlar; bilgileri, yaşamları, fikirleri, değerleri, meslekleri kısacası onlara ait ne varsa tahkiki olsun onlara ait olsun onlara ait kazanımları olsun. O zaman onlar hem mutlu olurlar hem de kıymetli birer insan ve birey olurlar.


Saygılı! Analar babalar gençleri her açından kendinize benzetmeyi bırakın vazgeçin. (İnsan ve ahlak konusunda yardımcı olmanız yol gösterici tavsiyelerde bulunmanız tabii ki olmalı.

Yalnız o kocaman yürekleri kırmadan hakaret etmeden, küçük düşürmeden, incitmeden yapmanız harika bir erdemlilik. Şahsiyetlerine, onurlarına, şereflerine dokunmadan ve onlar hakkında doğru tanım yaparak yardımcı olabilirsiniz)

Gençlere yüklenmeyi ve onların yeteneklerinin, özgür iradelerinin dışında olan şeyleri onlardan istemeyi bırakın çocuklarınız kendi seçimlerini yapsınlar, hayata başarılı olacakları mutlu olacakları en önemlisi kendileri olabilecekleri alanları ve meslekleri seçsinler.

Tüm mesleklere saygımız var bunları kategorize etmenin bir anlamı yok.

Bu milletin doktora ihtiyaç duyduğu gibi ressama, mühendise, tarihçiye ve hata bıçak bileyicisine de ihtiyaç vardır. Bırakın öğrenim ve meslek olarak çocuklarımız istediğini seçsin.

Ha illaki müdahale etmek isterseniz erdemli, ahlaklı, kültürlü, en önemlisi insan olma yolunda onlara yardımcı ve yol gösterici olun. Lakin bu donanıma sahip olmamız lazım evvela bu konularda bilinçlenmek bizim şiarımız olsun.

Bizler bunları edinmeden nasıl olurda bu gençlerden isteriz. Biz, bu konularda ne kadar dolu olursak gençlere o kadar faydamız olacaktır. Yanı ne olursa olsun onlara erdemlilik konusunda destek olalım ama meslek ve bölüm konusunda sadece tavsiye mercisi olalım, seçim onların olsun lütfen.

Sınav sonraları sonuçlar ne olursa olsun onlar bizim evladımız onları kıracak en ufak bir tepkiden kaçınalım. Onları incitmeyelim çünkü o gençlerde tedavisi olmayan yaralar açarız sonra bir daha yeri doldurulmayan izler ve sonrasında hiçte hoş olmayan sonuçlar.