ugercek @ gmail.com

SEÇİMİ KİM(LER) KAZANIR?
Siyaset tarihi, uygarlık tarihi kadar eskidir. Demokratik seçimlerin ise bugünküne en benzer şekliyle Eski Roma’dan beri takip edilebildiği düşünülürse, seçim denilince aday ve seçmen ilişkisinin binlerce yıllık benzerliğinden söz edebiliriz.

Asırlar ve dönemler boyunca farklı propaganda yöntem ve teknikleri ön plana çıkmışsa da, seçilmek isteyenlerin yani adayların genel stratejisinde fazlaca bir değişiklik olduğu söylenemez. Bu yöntemler kabaca şunlardır;


Mevcut yönetimi kötülemek
Toplumsal istekleri belirlemek
Vaat vermek
Siyasi rakipler hakkında olumsuz görüş bildirmek
Seçilememesi halinde kötü senaryoların yaşanacağı algısı ile korkutmak
Seçim rüşvetleri dağıtmak
Seçmenin kutsalına hitap etmek, vs İşin kötüsü, bu yöntemlerin genel olarak işe yaradığını söyleyebiliriz.

Zira insanoğlu korteksini kullanmayı pek sevmez. Duygularına hitap edilmesini, adaylarda soyut anlamda da olsa kendisine ait bir olgu tespit edebilmeyi ister. Doğru diksiyon ve hitabet yeteneği de seçmeni etkilemede çok etkilidir.

Dünya siyaset tarihinde Cicero, Martin Luther King, ülkemizde de son dönem siyasetinde Süleyman Demirel ve R.Tayyip Erdoğan hitabet sanatının ilk akla gelenleridir.

Hitabetin ve vaatler içeriğinin de tek başına yetmeyeceği açıktır çünkü toplum yapısı ne kadar dinamik ve değişkense, seçmenin adaydan beklentisi de o denli farklılaşabilir.

Aday (veya iktidar) sürekli aynı yöntemlerle birkaç seçim kazanabilir. Ama bunun mutlaka bir sonu olacaktır.

Örneğin ülkemizde seçmenin mevcut psikolojisi; genel beklentilerin aksine çatışma ortamından, polemiklerden kaçınan ve artık bir toplumsal barış arayışı içinde olan adaylara yönelmesini sağlayabilir, özellikle de bu seçimde...

Önümüzdeki yerel seçimleri; kavgadan uzak duran, projeleriyle ön plana çıkan, uzlaşmacı adaylar kazanacaktır. 
Umut Gerçek/Nevşehir