vanhavadis @ hotmail.com

Ortamı germek kimin işine yarar?

Bir kentte ortamı germek, kimlerin işine yarar veya kimler ne kazanır? Uzun bir aradan sonra, böyle bir düşünceyle yola çıkmak istedik. Oldukça tartışmalı geçen yerel seçimlerin üzerinde, hatırı sayılır bir zaman geçti.

Bu süre zarfında sadece seyirci olarak kaldık. Sessizliğimiz, asla ve asla korktuğumuz yâda birilerinden çekindiğimiz değil. Sessizliğimizin sebebi, kimsenin işine müdahil olmamaktı. Kimlerin bu süreçte ne yapacağını iyi görebilmekti.  

Çok üzülerek belirteyim ki, HDP’nin aldığı belediyelerde yaptığı ilk icraat, hizmet yapmamak konusunda, iyi bir algı oluşturarak, “bakın bu kadar  borç var, bizden hizmet beklemeyin” imasını vatandaş üzerinde etki bırakarak, hizmetten kaçmak anlayışıyla, hareket etmeyi düşünüyorsa,  çok büyük bir yanılgıya düşmüş olacak. Belediyeler hizmet yeridir. Belediyeler ideoloji yeri değildir.

 Her kim ki, Belediyelere ideoloji ile bakarsa ve öyle düşünürse, asla iflah olamaz. Öncekiler olmadı, bundan sonrakilerde iflah olamazlar. HDP’li belediye Başkanları daha koltuğa oturmadan, büyük pankartlar asarak, 20 yıl ödemeli ve yapılandırılmış borçları, hemen ödenecek bir borç gibi göstermeleri ve kentti bu şekilde germeye çalışmaları, doğru bir davranış olmadı. Bu konu Valiliği, devlet kurumlarını ve Belediyeleri ilk günden itibaren karşı karşıya getirmeye sebebiyet verdi. Dakika ,1 Hatta 1.

 Varsa bir usulsüzlük mahkemeler orada duruyor. Pankartlarla şehrin belirli yerlerine asılan bir borç varsa, sizde bunu bir usulsüzlük olarak görüyorsanız, gördüğünüz halde mahkemeye vermiyorsanız, o zaman sizde suçun ortağı sayılırsınız. Herhangi bir usulsüzlük yoksa sadece kentti ve kentte yaşayan insanların psikolojisi ile oynamak, asla kabul edilir bir durum olamaz.

Halk sizden çevre yolunu bekliyor, halk sizden otogar bekliyor, halk sizden şehir stadını bekliyor halk sizden hizmet bekliyor. Barış ve kardeşlik diyorsanız, insanları ötekileştirmeden, kucaklayıcı bir tavırla halkla bütünleşmeye bakın. Kayyum zamanında da yine biz çok yazdık, şimdi de, yine biz çok yazmaya devam edeceğiz gibi gözüküyor.  Eğer sizin kayyumlardan bir farkınız olmayacaksa, o zaman o koltuğa ne diye geçtiniz?