yunuskusan1 @ hotmail.com

NOEL ÇILGINLIĞI 

‘’Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır. (Bakara-208)’’

‘’Şüphesiz Allah katında hak din İslam’dır. (Ali İmran-19)’’

  Allah’a teslim olmuş bir kulun adıdır müslüman. Veya müslümanım diyen her birey artık Allah’a teslim olmuş bir bireydir. Bu tanımın toplum tarafından çok iyi bilindiğini biliyorum ama şunu da biliyorum ki, müslümanım diyen birinin nefsine hoş gelen -Kur’an ve mütevatir sünnet dışında- her şeyi nasıl da –kendine- bir yol kabul ettiğini. Bunun içindir ki bugün dünya, ‘dosdoğru’ denilecek müslüman bir bireyi veya toplumu bulamıyor.  

Bir zamanlar her haliyle dünyaya örnek olan İslam toplumuna ne oldu da bugün değersiz bir hale gelmiştir? Yani anlayacağınız bir zamanların izzetli bir toplumu bugün zilletli bir topluma dönüşüvermiştir.  Aslında bunun nedeni de çok açık: Müslümanlar ne zaman ki el-aziz ve el-muiz olan Allah’a kul olmaktan vazgeçtiler işte o zaman ‘izzetli toplum’ özelliğini de kaybediverdiler. Çünkü izzet ve şeref ancak İslam’ı tercih ve onu yaşamakla kazanılır. Örneğin, Mekke toplumunun Muhammed B. Abdullah’ının -nübüvvetten sonra- âlemlere rahmet Hz. Muhammed olması gibi. 

 Evet, size din olarak İslam’ı seçtim ‘ (Maide-3) emrinden de anlaşılmaktadır ki, Allah’a teslim olan her müslüman’ın hayat kuralını İslam belirler. Lakin müslümanların batıya olan özentileri neticesinde, bugün hayat kurallarını İslam dışı inanç ve kültürler şekillendirmektedir. Müslümanın tabiatına, geleneğine ve inancına zıt olan bu hayat modeli, onları zilletli bir hayatın ötesine götürememiştir. Müslümanların hayatlarına bir kanser virüsü gibi giren bu –şeytani- hayat modeli, en kısa zamanda İslam toplumunun her alanını kaplamıştır.

  Müslümanların batıyı taklit etmesinin ve onların yaşam tarzlarını kendilerine rolmodel olarak seçmelerini psikolojik ve sosyolojik birçok nedeni vardır. Ünlü sosyolog İbn Haldun, Mukaddime’sin de İslam toplumunu bir ‘kanser’ gibi saran ‘batılılaşma’ hastalığının temel nedenini tek cümle ile teşhis ve tespit ederek izah etmiştir. 

‘’ Mağluplar galipleri taklit eder.’’  

Batıyı her haliyle taklit eden müslümanların adeta ‘ maymunlaşmış’ hallerinden kurtulmaları: 

  1. a) batıyı taklitten bir an önce vazgeçmeleri,
  2. b) hayatın her alanına (İslami kimlikleriyle) galip olmalarıyla olabilecektir.   Müslümanlar -nefsi tezkiye adına- sadece manevi anlamda terbiye olunmanın kendilerine tembellik ve zillet dışında bir şey kazandırmayacağını ve bu inancın ‘Katoliklerden ’ dinimize geçen bir ‘Hıristiyan inancı’ olduğunu iyi bilmelidirler. Çünkü Hz. Muhammed’in inzivayı hayatı Hira mağarasından (vahyi alıp) inmesiyle sona ermiştir. Manevi yükseliş kendisiyle beraber tıbbi ve fenni ilimlerde de bir yükseliş gösterebiliyorsa anlamlıdır. Evet, müslümanlar ne zaman ki tıpta, ekonomide, kültürde, müzikte, sanatta ve bilimde (ahlaki) yükselmeyi bir ibadet olarak görür ve bu uğurda çaba sarf ederlerse (Allah’ın izniyle) o zaman mağlup olma psikolojisinden hızla kurtulabileceklerdir.

 İbn Haldun’un bu muhteşem tespitinin ardından asıl konumuz olan Hz. İsa, Noel ve yılbaşı çılgınlığına geçebiliriz.

Hz İsa’nın doğumu ve ölümü

 Hz. Musa’nın getirdiği mesajı (tevhid dinini) kendi heva ve hevesine kurban ederek değiştiren İsrailoğullarına, tekrar ‘fıtrat ve tevhid dinine’ dönmeleri için Hz. İsa peygamber olarak gönderilmiştir. Ne hikmetse Hz. İsa’nın hem doğumu hem de ölümü o gün bugündür tartışma konusu olmuştur. Hz. İsa’nın getirmiş olduğu mesajın ruhunu öldüren İseviler,   onu o kadar yücelttiler ki kendisini önce Allah’ın oğlu sonrasında da Allah ilan ettiler. Sonrasında ne garip ve trajikomiktir ki, İlah edindikleri Hz. İsa’yı öldürmeye yeltendiler. Sonuç olarak Hz. Musa’nın ilahi mesajını kendi heva ve heveslerine kurban eden İsrail oğulları, Hz. İsa’nın da getirmiş olduğu İlahi mesajı kendi heveslerine kurban etmeyi başardılar.      Bugün ‘Noel’i Hz. İsa’nın doğum günü olarak bilen ve kutlayan Hıristiyan âlemi de aslında bu günün hangi gün veya hangi tarihte olduğunu bir türlü kestirememiştir.

 Kapitalizm, Hz İsa’nın doğumu üzerinde kazanç elde etmek için, -ihtilaflı olan doğum tarihini bir günde sabitleyerek- Noel baba figürünü kullanarak bir gece de müthiş kazançlar elde etmiştir.

 Hz.İsa’nın doğumu da tam olarak bilinmemektedir.

Aralık ayının 21’inde, 25’inde veya Ocak ayının 6’sında yahut başka bir gün olduğu düşünüldüğü gibi, bugünkü miladi senenin beş sene fazla olduğu, çeşitli dillerdeki kitaplarda yer almaktadır. Hıristiyan âleminin, ‘’Noel’’ kutlamaları, Roma İmparatorlarından Kostantin ile başlar. Şunu hemen ifade etmek gerekir ki, Hıristiyanların kutladıkları ‘’Noel’’in bir uydurmadan ibaret olduğu, hatta bazı Hıristiyan teşkilatlarının da artık ‘’Noel’i bir ‘’hurafe’’ olarak kabul ettikleri, dünya basınındaki haberlerden anlaşılmaktadır. (1)


Aslında Hz. İsa’nın ne zaman doğduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, onun 31 Aralık - 1 Ocak gecesi doğmadığı kesindir. Katoliklere göre 25 Aralık'ta, Ortodoksların çoğuna göre 4 Ocak'ta, bazılarına göre milattan (resmen kendi doğum tarihinden) iki yıl önce, bazılarına göre 3 yıl sonra... 31 Aralık ve 1 Ocakputperest paganların da bayram günü. Hıristiyanlıkla putperestliğin uzlaşması, paganların kutsal gününü bu muharref dinin kabul etmesiyle de ortaya çıkıyor.(2) Dolayısıyla da Noel, (Müslümanların değil;)Hıristiyanların kabul ettikleri kutsal bir gündür. Yılbaşı, tarih başlangıcı olarak Müslümanlara ait değil, Hıristiyanlara aittir. Tarihi kayıtlara uygun olmadığı halde Hz. İsa’nın doğduğu gün kilise tarafından 25 Aralık’a çekildi, eskiden beri yapılmakta olan kutlamaların Hıristiyanlığa dâhil edilmesi hedeflendi.(3)

Noel baba

Özelikle çocukların zihinlerinde ‘yardım sever, şirin ve merhametli’ bir dede portresi çizen ‘Noel baba’, aslında bir Hıristiyan azizidir. 

Yılbaşında yapılan Noel Yortusuna (Hıristiyanlığa mahsus bir ayine) adı karıştırılan Noel Baba (Aziz Nichola, Santa claus) aslında; bir Hıristiyan azizi (ermişi, velisi) dir. Zaman içinde bu azizin tarihi kimliği değiştirilmiş, kendisiyle ilgili birçok efsane uydurulmuş ve ilk defa 17. Asırda Almanya’da Noel Yortusuna karıştırılmış, daha sonra bu uygulama Hıristiyan dünyasına yayılmıştır.(4)

Çocukların saf ve temiz akıllarını bu tarz gerçek dışı kişiliklerle doldurma ve bu sayede milyonlarca oyuncağın tüketilmesine vesile olmak sadece ama sadece‘Kapitalist dinine’ fayda sağlarsağlamaktadır. Yani anlayacağınız Hıristiyanların (bir zamanların) azizi olan Noel Baba, kapitalizmin oyuncağı haline getirtilmiştir.

Noel kutlamaları

Evet, doğum tarihi kesin şekilde bilinmemesine rağmen Noel'in Hz. İsa'nın doğum günü olarak yüzlerce seneden beri kutlana geldiği bir vâkıa. "İslâm bu konuya nasıl mı bakıyor?" İslâm anlayışına göre İsa (a.s.) bir kul ve rasûl. Noel'de ve milat denilen (miladî takvime göre) sıfır yılında doğan kimse, Hıristiyanlara göre bir tanrı. Evet, onlar tanrılarının doğum gününü kutluyorlar.(20)  

Bu tespit, akleden akıllara trajikomik bir gerçeği açıkça göstermektedir ki o da; tanrının ölmesidir! Evet, tanrıyı öldüren! Hıristiyanlar, doğal olarak tanrının doğum gününü de (kendilerince) haklı olarak kutlamaktadırlar. Çünkü bir insanı tanrılaştıran mantık o insanın ölmesiyle de tanrının öldüğünü ilan etmiştir. İslam diniyle taban tabana zıt olan bu vakıa, ne hazindir ki müslüman toplumlarda, daha görkemli şekillerde kutlanmaktadır. Bu sebeple farkında olmadan ‘itikadi bir tuzağa’ düşmektedirler. Çünkü İslam dinine göre Allah; Hay’dır, Evveldir, Ezeldir, Ahadır, Sameddir… 

Müslümanlar kendi İlahını iyi tanımadıkları sürece bu tarz tuzaklara her zaman düşeceklerdir. Aslında Noel; İslam dünyası üzerine yazılıp çizilen farklı bir ’sinsi’ oyunun adıdır.

Yılbaşı ve Noel kutlamak haramdır.

Yazımızı, İslami düşünür ve âlimlerimizin Noel kutlamaların İslam dünyasındaki yeri konusundaki düşünce ve fetvalarıyla sonlandıralım.

 Arş. Yazar İsmail AKSOY, Müslümanların büyük bir rehavetle ve çılgınca Noel’i kutlamalarını şu veciz sözleriyle açıklayarak müslümanları uyarmaktadır. 

‘’ Yeryüzünde her gün yüzlerce Müslüman kanı akıtılırken, düşman canavar dişlerini müslümanın boğazına geçirmiş ve hançerini saplamış. İslam diyarları zulüm ve işkenceler altında inim inim inlerken, kanlı elleri, salyalı ağızlarıyla kutladıkları bir güne ve o gecede ateş lavları gibi semadan inen gazap ve musibetlere ortak olma ki böylece ‘dallin’ güruhuna Allah muhafaza dâhil olmak, Frenk mukallitliğiyle kendi asil değerlerini kaybetmenin sarhoşluğunu ve derin gafletini yaşamak, hamiyet ehline asla yakışmayacak bir davranış biçimidir. Bu, İslam milliyetini hafife alma ve İslam ümmetiyle alay etmek demektir. Cümle ehl-i imanın hak ve hukukuna tecavüzdür. İlahi gazapları celbetmeye bir vesiledir.’’  

Müslüman âlimler birliği başkanı Yusuf el- Karadavi, Noel hazırlıkları yapan veya kutlayan Müslümanları bir soruyla uyarmaktadır.

 Yılbaşını kutlamak haramdır. Bu kutlamalar İslam ümmetinin şahsiyetinin erimesi anlamına gelmektedir. Onlar sizin inançlarınıza saldırırken, sembollerinizin görünürlüğünü engellerken, minareleri yasaklarken, nerdeyse mescit yapımına bile mani olurken siz, onların dinî değerlerini niçin öne çıkarıyorsunuz?”

Son olarak Noel kutlamanın haram olduğuna dair Hayreddin KARAMAN: ‘Yılbaşı dolayısıyla yapılan dini ayine katılan (Hıristiyanlarla beraber bu toplu ibadeti yapan) Müslümanlar en azından haram (büyük günah) işlemiş olurlar.’

 

Yunus KUŞAN

 

1- İsmail AKSOY (Makalesinden)

2-Ahmet KALKAN (Makalesinden)

3-Hayreddin KARAMAN (Makalesinden)

4-Hayreddin KARAMAN (Makalesinden)