adak65 @ hotmail.com

 
KENTSEL SORUNLAR ve ÇÖZÜMLERİ
           

         İnsanların doğdukları-büyüdükleri ortam,onlar için anıların biriktiği, yaşamların oluştuğu ayrılmanın güç olduğu bir yuvadır.

            Kentte doğup büyüyenler için de kent onların yuvasıdır. Hatta sonradan kentte yaşamlarını sürdürenler için bile kent bir yuva konumuna gelebilmektedir.

            Kentsel yaşamın başka yönleri de vardır:

            Kent; kültürün,sanatın oluştuğu ortamdır. Kültürel ve sanatsal yaratının çoğunluğu kentsel yaşamda oluşur.

            Kentte sürekli bir yarış ve yaratıcılık vardır.

            Kentte bireyin üzerindeki toplumsal baskı kırsal kesime oranla daha azdır. Artık birey kentte sürekli bir gözetim/denetim altında değildir. Birey özgürlükle/bağımsızlıkla yalnızlığa ulaşmadan yaşamak zorundadır.

            Özellikle kalkınma çabası içinde bulunan az gelişmiş ül­kelerde son 30-35 yıl içerisinde karşılaşılan en önemli iki sorun, hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşmedir. Oluşum süreci içerisinde kentleşme, kent dışında yeni yerleşim yerlerinin açılmasına, kentin doymasından sonra bunun doğal sonucu olan yöre kentlerin oluşmasına ve kentler arasındaki kırsal dokunun kentlerin büyümesi sonucunda yok olmasına ve kentlerin yapışık kentler durumuna gelmesine yol açmıştır.

            Kentleşme değişimi işleyim sanayi kesimdeki yoğunlaşmaya ve ekonomik kalkınmaya koşut olarak, kent sayısının artması ve kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında artan oranda örgütleşme iş bölümü ve uzmanlaşma yaratan, insanların davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir birikim sürecidir.

                 Genelde tüm kentlerde, özelde ise büyük kentlerimizde kentleşmeden doğan sorunlar görülmektedir. Bu sorunlar daha çok gelişmekte olan ülkelerde görülse de, gelişmiş ülkelerde bu boyutlarda olmasa bile yine de görülmektedir.

                 Ülkelerin toplumsal ve ekonomik göstergelerinden biri olan NÜFUS, kentleşmeye koşut olarak gelişen bir kavramdır. Nüfus sorunun boyutları ekonomik, toplumsal, doğal çevre ile ilgili veya siyasal olabilir. Bu boyutlardan herhangi birinde, nüfustan dolayı doğabilecek bir bozulma, yaşam ölçülerinin düşmesine neden olacaktır.

                 Kentlerdeki nüfus artışını ikiye ayırabiliriz; doğal ve yapay. Doğal nüfus artışı, kent insanının biyolojik olgusu sonucunda ortaya çıkar ve kent için büyük boyutlarda sorunlar yaratmaz. Yapay nüfus artışı ise, göç sonucu kırsal nüfusun kent gelerek kent nüfusunu artırmasıdır. Bunun nedenlerini, itici, iletici ve çekici güçler olarak üç kümede gözden geçirebiliriz.

                 İtici güçler, köylüyü, toprağından, tarımdan ayrılmaya zorlayan koşullardır. Küçük yerleşim alanlarındaki yakın(zorunlu) ilişkilerden kaynaklı adaletsizlik-fiziki baskılar, tarımda verim azlığı, tarımsal gelirin yetersizliği, bu yetersiz gelirin ve tarımdaki toprak iyeliğinin dengesiz dağılışı, tarım topraklarının çok parçalanmış olması ve tarımsal makinalaşmanın, belli ölçülerde, tarlada çalışanları işsiz bırakması, iklim koşulları ve toprak aşınması (erozyonu) bu itici güçlerin başlıcalarıdır.

                 Kentleşme hareketlerinin iletici gücü derken,taşınım olanaklarındaki gelişmeyi kastediyoruz. Kentleşme hareketi, mal ve hizmet değiş-tokuşunun, belli taşıma ve haberleşme ağları içinde merkezileşmiş belli yerleşim yerleriyle bu merkezi duruma  bağlı çeşitli büyüklüklerdeki yerleşmeler arasında yoğunlaşmasın dan doğar. Eğitim düzeyinin yükselmesi ,kitle haberleşme araçları ile artan akışkanlık ve yurt dışından dönen işçilerin önemlice bir kesiminin kentleri yeğlemekte olmalarının da bu değişime katkısı olmaktadır.

            Çekici güçler,nüfusu kentlere çeken etkenlerdir. Bunlar, kısaca, tarımdışı kesimlerde yaratılan iş olanakları diye tanımlanabilir. Bu güçlerin başında, sanayileşme gelir. Tarımda çalışan nüfusun giderek azalmasına karşın, , sanayileşme ve hizmet kesimlerindeki nüfus sürekli bir artış içindedir.

            Bu sorun, büyük kentler ve çevrelerinde yaratılan iş ola­naklarının kırsal alanlarda da yaygınlaştırılması ile çözümlenebilir. Çünkü, göç eden nüfusun öncel nedeni ekonomiktir ve bu sorun çözümlendiğinde kentlerdeki yapay nüfus artışı belirli ölçüde azalacaktır.

            Kentlerde varolan teknik altyapı dizgeleri,artan nüfusa göre plan yapılmadığından yeni gelen nüfusun gereksinimlerini karşılayamamaktadır. Kentlerin giderek büyümeleri TOPLUMSAL ve TEKNİK ALTYAPI gereksinimlerini de artırmaktadır.

           Kentlerde teknik altyapı ile uğraşan kurumlar eşgüdüm içerisinde olmalıdırlar ki, ayrı ayrı zamanlarda yapılan çalışmalar kentin üst fiziksel yapısında bozukluklara yol açmasın. Bunu gerçekleştirmenin en iyi yolu, günümüzde başarılı örnekleri görülen galeri dizgesidir. Bu biçimde tüm altyapı dizgesinin denetimi kolaylaşacak ve bozuklukların bulunması ve onarımı daha az emek ve süre alacaktır. Tüm bunların sağlanabilmesi için,en başta topoğrafik veriler göz önüne alınarak kent planlarının hazırlanması gerekmektedir.

            Toplumsal altyapı birimlerinin belirlenmesinde kentlerin etki alanları da göz önüne alınmalıdır.

                 Kentlere olan nüfus akımının yarattığı en önemli ve toplumsal sonuçları en dikkat çekici sorunlardan biriside işsizliktir. Kentlerde yaratılan iş olanakları göç eden nüfusu özümlemeye yetecek nitelikte olmadığı için,toplumsal ve ekonomik boyutlarda İŞ BULMA sorunu ortaya çıkmaktadır.

          Bur da kentin omurgası olan kurum ve kuruluşların bir araya gelerek kentlilerin yaşam standartlarının arttırılması için acil tedbirler almaları gerekmektedir.