vanhavadis @ hotmail.com

İnsan var olduğundan beri en kutsal ve önemli değeri tabi ki insan olması ve bunun gereği de birbirini sevmesidir.

Peki, insanın değeri nedir, nasıl seveceğiz, ölçü nedir? Kimi ne kadar sevilmeli ya da sevgi dediğimiz şey var mı?

Bu tür soruların cevabı evrende yaşayan her insana göre değişir.

 Ne olursa olsun insan kıymetli bir varlıktır. Çünkü insan hem manen hem maden inanılmaz bir donanıma sahiptir.

Şöyle ki: bedenimizde sahip olduklarımızla adeta koca evrenin bir küçük numunesi görünümündeyiz, başka bir değişle: milyarlar gezegen, galaksi, yıldız ve değer cisimler nasıl ki ahenk içinde evrende var ise; insanın bedenindeki tüm hücreler, bakteriler, alyuvarlar, akyuvarlar vs. bir ahenk içinde vardırlar.

Nasıl ki evrende renkler, ışıklar, oksijen, karbondioksit, azot ve benzeri varlıklar bir ölçüsü ve değeri ve görevi varsa; insanın bedenindeki renk pigmentleri, organları, nefesi, tatma duyusu, işitme duyusu, görme duyusu ve buna benzer varlıkların da bir ölçüsü ve değeri ve görevi vardır.

Nasıl ki evrende göremediğimiz varlıklar var ve bunların birer ehemmiyeti var ise ve tüm evrenin dengesini sağlayacak bir varlık ve bu varlıkların bir ölçüsü var ve görevi varsa.

Buna örnek olarak karanlık madenin evrendeki cisimlerin dengesini sağlaması ve mükemmel bir ahenk içinde çalıştırması gibi.

İnsanda da ruh, can, duygu, his, düşünce ve akıl dediğimiz ve bedenini dengede tutan varlıklar vardır.

Ve bunların bir ölçüsü ve değeri ve görevi ve ehemmiyeti vardır. Buna örnek olarak can dediğimiz ilahi yazılımın bedeni birbirine bağlaması bir ahenk içinde tutması ve çalıştırması gibi. 

İşte insanı böyle algıladığımızda göreceğiz ki: İnsan evrenin maddi ve manevi bir parçasıdır.

Ve duygularıyla değerli ve kıymetlidir.

Evet, insan ağır bir yükün altına girmiş nefis dediğimiz varlığın yükünü sırtlamıştır.

Bu yük bazen onu aşağılık ve içinde çıkılmaz ahlaksızlığın eşiğine getirebilmiş ve getirecektir.

Buna rağmen insanı sevmek insan için her zaman en kıymetli değer olmuştur. Nasıl sevmeli konusuna açıklık getirmek için insan değerine kısaca değimdim.

Peki, nasıl sevilmeli ukalalık ediyorum bağışlayın. Bana göre insan kendi içinde 4’e ayrılır. Evvela, maddi ve manevi sonra maddi kısmı kendi içinde ikiye ayrılır: canlı olan ve vefat eden. Manevi kısmı ise; kendi içinde ruh ve içindeki iyi duygular ile nefis ve içindeki kötü duygular.

Bana göre: insanın dini, dili, ırkı, eşrefi, cinsiyeti, rengi, sağlam ya da engelli fark gözetilmeksizin canlı olanı da vefat edeni de sevilir, insana değer verilir.

Çünkü başta anlattığım gibi her biri bu evrenin baha biçilmez bir parçasıdır. Yanı maddi olan kısmını kimsenin ayırt etmeye ne hakkı var ne de böyle bir endişesi olmalı.

Manevi kısmı ise; şöyle düşünün ruh oksijen gibidir. Ruhun içindeki duygular hepimizin ruhuna lazım olan ve ruhlarımızın gelişmesi için birlik ve beraber olmak ve sevgi içerisinde yaşamak için lazım olan oksijen değerindedir. O da ruhumuza bahşedilmiş istisnai değerdir. Nefis ise bedenimizi yok etmeye çalışan kanser hücresini besleyen karbondioksit değerindedir.

İşte insanın nefret edeceği tek şey insanda kötü olan nefsinin yaptıkları kötülüktür.

Hiç kimse bir insandan bütün olarak nefret edemez; çünkü insanı bir evren gibi düşündüğümüzde evrende çok faydalı nimetler olduğu gibi faydasız varlıklar da vardır.

İnsanda öyle faydalı ve faydasız varlıkları bünyesinde barındırmaktadır. Evrenin tümünden nefret edersek adaletsiz olacağımız gibi insanın tümünden nefret edersek adaletsiz oluruz.

Sonuç olarak insanın sadece ve sadece yaptığı kötü ahlaksızlığından ve davranışlarından nefret edebiliriz aksisi ise koca evrene ve örneğine gereken değeri vermemiş ve hem evrene ve insana hem de kendimize haksızlık etmiş oluruz.

Evreni ve insanı doğru okumak ve yorumlamak hepimizin en temek görevi ve ahlaki sorumluluğudur.

Aksi halde kendimizi insan sanarak insan olamadan ve insan olmadan mevta oluruz. Saygılar.