yunuskusan1 @ hotmail.com

 Bazen farklı duygular, hisler ve anlar yaşıyorsunuz. Ve yaşadığınız o anlar, sizi çaresiz bırakıveriyor. 

Şifası olmayan bir hastalık misali, öylece kala kalıyorsunuz. Hiçbir şeye hevesiniz kalmıyor. Daralıyor ve sanki her şey üzerinize gelmiş gibi oluyor.

Böylesi duyguları yaşamanıza sizi sevk eden birçok neden olabilir ama bunun en önemli nedeni -bence- ‘anlaşılmamaktır’.

  Evet anlaşılmamak. 

Bazen en yakınınız bazen de çok uzak bir tanıdığınız tarafından anlaşılmamak.

İnanç veya düşüncenizi anlatacağınız, sizi derinlemesine dinleyecek ve sonrada sizi onaylayacak birilerini bulamamanız, olumsuz his ve duyguların sizde oluşmasına sebep oluyor. Dolayısıyla, dinlenilmediğiniz ve anlaşılmadığınız bir toplumda yaşamak artık size zor geliyor. İşte böylesi duyguları yaşayan ve bir çıkış bulamayan bazı insanlar çözümü intihar etmek de –maalesef- buluyor. 

Bu insanlara, mücadele ve sabretmek

ağır geliyor.

Böylesi bir haleti ruhiye ye: hicret. Hicrete de ‘anlaşılmamaktır’, der âlim.

( Hicreti sadece mekânsal bir değişiklik olarak algılarsanız, hicret psikolojisini anlamamışsınız demektir.) 

"Anlaşılmamak..." 

Düşündürücü, ilginç ve yerinde bir tanımlama. Bu tanımlamadan yola çıkarak hicreti yaşayan Peygamber ve dostlarını anlamaya ve empati kurmaya çalıştığınızda…

Hicret, mücadele etmendir.

Hicret, pes etmemendir.

Hicret, sabretmendir.

Hicret, düştüğün yerde tekrar kalkmandır.

Hicret; hakkın yanında olmak ve haklı olmanın bir bedelidir. 

Hicret; anlaşılmadığın için dışlanmandır. 

Hicret, cahil topluma medeniyeti getirme mücadelesidir. 

Hicret; aşkının bedelini sürgün olarak yaşamandır.

 Hicret, tüm zenginliğine rağmen, fakirliği yaşamandır. 

Hicret, kalabalıklar içinde yalnızlığı yaşamandır.

 Hicret, çaresizlik içinde çıkış yolunu aramandır. 

Hicret, mazlum yüreklere umut olmandır.

Hicret, evden sokağa, sokaktan mahalleye ve mahalleden bölgeye inmendir.

Hicret, zihinlerde kalıplaşmış dogma, kült, tabu ve putları yıkman ve kırma adına verdiğin savaştır.

Hicret; Toparlanmak için uzaklaşman, yenilenmen için toparlanman… Gelişmen için yenilenmen, güçlü olabilmen için gelişmen. Söz sahibi olabilmen için güçlü olmandır. 

Ve Hicret; Senin gibi inananları araman, bulman onlarla omuz omuza vererek kovulduğun yere geri dönmendir.