vanhavadis @ hotmail.com

Türkiye’de son yıllarda yapılan rutin yatırımlar durdurulup Türkiye’nin her bölgesinde yeni yatırımların kıvılcımını tutuşturmak gerekir. Konuyu biraz açarsam; Türkiye’nin her şehrinde üniversitelerin, havaalanların, parkların, çift şeritli yollar gibi yatırımları artık yapmayıp bu yatırımların yerine Türkiye’nin her tarafına fabrikaların yapılmasını gereğine inanıyorum.

Türkiye’nin her şehrinde üniversite, havaalanı, çift şeritli yolların yapılmasına karşı olduğum anlaşılmasın bilakis bu yatırımların yapılması güzel ve önemli ama şunu bilmek gerekir ki her şehirde fabrikaların yapılması daha da önemlidir. Yani devletin önceliği her şehirde fabrika kurmak olmalıdır.

Devlet tüketimi artıracak yatırımlardan ziyade üretimi artıracak yatırımlara öncelik vermelidir. Her şehirde fabrika diyorum çünkü fabrika kurulmasa kırsal ve gelişmemiş şehirler insanlar tarafından terk edilecektir. Bu durumun yaşanmaması için devletin bölgede bir ön çalışma yapması gerekir.

Hiç kimse doğduğu, büyüdüğü, ata topraklarını bırakıp gitmek istemez ama bulunduğu köy, şehir ve bölge de iş bulamıyorsa bunun sonucunda istediğini giyemiyorsa, istediğini içemiyorsa, istediği yere gidemiyorsa, ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalıyorsa ve ekmek kazandırmıyorsa karnını doyurmak için büyük şehirlere göç etmekten başka çara bulamaz. İnsanların daha rahat bir yaşam için göç ettiği metropol şehirlerinde onları büyük zorluklar beklemektedir.

Büyük şehirde kültür çatışması, adaptasyon sorunu ve tutunma tedirgini yaşamaktadır. Duruma objektif bakıldığında insanların göç etmeleriyle beraber şehir nüfusunun kalabalıklaşması beraberinde birçok sorunu da getirmektedir. Şehirlerde ise trafik, nüfusun artışı, çarpık kentleşme benzeri sebeplerden şehir yaşanmaz hale gelir.

Şu sonuca varıyoruz ki! İnsanların metropol şehirlere göç etmelerinin en büyük sebebi işsizliktir. Peki devlet bu işsizliğin ve göçü nasıl önleyebilir tabi ki fabrika kurarak hem göçü ve işsizliği önleyecektir.

Eğer Türkiye’nin her yerinde fabrikalar olursa ve ülkenin her tarafına dengeli bir şekilde dağıtılırsa insanlar doğduğu ve yaşadığı şehri tek etmezler.

Göç ve işsizliğin önüne geçmek için her şehirde sanayi yatırımların yapılmasının şart olduğunu söyledik. Sanayi yatırımların başlamadan bitmemesi için sanayi koruma geliştirme kanunu çıkartılması ve önceden karşılaşacak sorunların tedbiri alınmış olacaktır.

Bunu yanında şehirlerde fabrika kurulmadan önce bölgenin yer altı ve yerüstü kaynaklarına bakılarak sanayi yatırımların ön çalışması yapılmalıdır. Böylece kurulacak fabrikalar tespit edilmiş olacaktır. Kurulan fabrikalar zarar etmeyecek ve kar edeceklerdir.

Serhat şehri Van’ı ela alalım. Türkiye’nin en büyük gölüne sahip ve bu göl bünyesinde tabii zenginlikleri barındırmakta maalesef Van halkı bundan faydalanmamakta saklı bir hazine gibi suların dibinde sahibini beklemektedir.

Fırat Üniversitesi Kimya Bölümünde Prof. Dr. Mehmet Yaman, Van Gölünde yüksek oranda uranyum madeni olduğunu açıkladı. Bizlerde şunun farkına vardık ki? Van Gölü’nde canavar değil, uranyum var.

Eğer bu uranyum madeni çıkarılırsa Türkiye’nin 50 yıllık uranyum ihtiyacını karşılayacakmış. Böylece Van’da istihdam alanı açılacak işsizlik azalacak, şehir zenginleşecektir.

Aynı şekilde Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesinde Yrd. Doç. Dr. Mustafa Akkuş’u yaptığı bir araştırmaya göre Van Gölünde 50 tona yakın balık olduğunu açıklamaktadır.

Peki Vanlılar bu sektörden ne kadarı kaynak sağlamakta tabi ki olması gerekenin çok altındadır. Eğer devlet desteğiyle modern yöntemlerle bu iş yapılırsa çok daha fazla verim alınır.

Van da Osmanlılar dönem de meşhur üzüm bağları varmış, kükürt ve demir ocakları varmış ama şimdi yok çoğu kimsenin bundan haberi de yok.

Eğer Van da üzüm bağları ilgili fabrika kurulursa, kükürt ve demir madeni ilgili fabrikalar kurulursa Van da işsizlik mi kalır. Türkiye’de koyun yetiştiriciliği Konya’dan sonra Van ili gelmektedir.

Eğer hayvancılık sektörüne yönelik yatırımlar yapılırsa daha çok kişi bu sektörde çalışacak, daha çok kazanç elde edilecektir. Şunu da söylemek istiyorum hayvancılık sektöründe devlet yatırımları yok demiyorum! olması gerektiği kadar değil diyorum.

Van’da depremden sonra depremzedelere konutlar yapıldı. Depreme dayanıklı, temiz, çevre düzenlemesi yapılmış, uzun vade ve uygun fiyata evler hak sahiplerine verildi.

Buraya kadar güzel ama şunu da biliyorum ki Van da TOKİ’lerde ‘site yönetimi’ zulmü var ve devam etmektedir. Her ay halk sahiplerinden ortak gider ödemesi almakta ama binaların eksiklerini tamamlamaktadır, TOKİ sakinleri bunu sıklıkla dile getirmelerine rağmen hiçbir yetkili bu konuya eğilmemektedir.

Van da TOKİ Konutlarında konut sayısı ve nüfus olarak en kalabalık Edremit ilçesidir. Yeni TOKİ, Eski TOKİ, Kiracılar TOKİ ve Emniyet mensuplarına ayrılan TOKİ’yle beraber resmi rakamlara göre toplam 30 bin üzerinde ikametgâh etmekte ama bu TOKİ’lerde kalanların çalışacağı bir fabrika yapılmamış.

İşsizlikten TOKİ’lerde kalanlar ödemesi gereken cüzi ödemeyi bile yapamıyorlar, işsizlikten ya göç ediyorlar, işi olanların geneli Van merkezde her gün 25 km gidiş-25 km geliş yol gidip gelmektedirler. 30 bin insanın ikametgâh edeceği bir şehir oluştururken; bir fabrikada yapmayı ihmal etmemek gerektiğine inanıyorum.

Konuyu toparlayacak olursam; Türkiye’de yol, üniversite, park, havaalanı gibi yatırımlardan; üretime yönelik yatırımlara yönelmesi gerekir. Bununla beraber şehirlerde süt, kundura, et kombinaları, tekstil, maden gibi fabrikalar olacaktır.

Fabrikalar devlet eliyle yapılacak, işe alımlarda temel şartları sağlayanlar noter huzurunda kurayla seçilecek, vatandaşın devletine güveni artacak sonrasında fabrikada çalışanlar imkanı dâhilinde fabrikaya ortak olacak böylece fabrikada çalışan müdür, mühendis, memur, işçi herkes hem çalıştığı fabrikadan aylığını alacak hem de fabrikanın kar oranında payına düşeni alacaktır.

Sonuç olarak fabrika zarar etmeyecek, özelleştirme korkusu ortadan kalkacaktır. Devlet kurduğu fabrikalar sayesinde işsizliği, yurt içi ve yurt dışı göçü, önleyecektir. Türkiye, göç veren ülke değil güç alan ülke olacak, yaşam standarttı yüksek, gelişmiş bir ülke olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi en kalbi duygularınla saygıyla hürmetle selamlıyorum Esselamualeyküm.