yunuskusan1 @ hotmail.com

15 Temmuz gecesi ülkemizde gerçekleşen –başarısız- darbe girişimi hakkında, söylenecek veya yazılacak o kadar çok şeyler var ki, neresinden veya nasıl başlasam bilmiyorum. FETÖ hareketinin, -vahiy dışı- dini inancından mı, devletin tüm kurumlarına takkiye (münafıklık) yaparak sızmasından mı, her zaman zalim ve kâfirlerin yanında saf tutmasından mı, en zeki çocuklarımızı din ve dünya makamı adına ailelerinden kopararak onları (koyunlaştırması) robotlaştırmasından mı, özelde doğu ve güney doğu bölgesi genelde de Ülkenin genelinde -kendisi için- bir tehdit gördüğü cemaat, dernek veya kişilere kumpaslar kurarak onları gözaltına alması, işkencelerden geçirmesi veya onları katletmesinden mi başlasam… 

 Evet, bir kanser virüsü gibi ülkemize giren ve –hükümetlerin desteği ile- hızlıca ülkenin her kurumuna yayılan bu örgüt, dini bütün görünerek halkın her türlü desteğini almayı başarmış bir örgüttür. Kendi çıkar ve menfaati için her kurum, örgüt, cemaat, kişi ve devletle iş birliği yapabileceği gibi inandığı dinin! Yasaklamış olduğu birçok ameli de –hareketlerinin çıkarı için- çok rahat yapabilen bir örgüttür. Yeri gelince bir dindardan daha dindar ve yeri gelince de bir milliyetçiden daha fazla vatansever olan bu örgüt, 15 Temmuz gecesinde bir zalimden daha fazla zalim olabildiğini tüm dünyaya ispatlayan bir örgüttür. 

KANDIRILAN HALK 

 Bu strateji ile en zeki çocukların okullar da devşirildiği artık bir gerçek. En zenginlerimiz– özellikle esnaflar- himmet adı altında nasılda kandırılıp sömürüldüğü de inkâr edilmeyen bir gerçek. Öğrenci evlerindeki abilerin çok iyi oynadığı ‘Hz. Peygamberi eve getirme ve onunla konuşma ondan selam alma veya selam verme’ senaryosu o evlerde kalan çocukların farklı bir ruha sahip olmasını sağlamıştır. Kişiler üzerinde farklı bir etki bırakan bu saçma ve yalan senaryo, son zamanlarda‘Türkçe olimpiyatlarında’ ve dizilerde -kamyonetlere bindirilme gibi- hayata geçirilerek toplumu da bu anlamda hipnoz etmeye çalışmışlardır. Bu örgüt,  dini bilgisi az Türkiye halkının bu duygularını bu tarz yalanlarla kandırarak, onları kendilerine bir nefer haline getirmeyi başarmışlardır. Öyle ki, onların örgütünden olan akraba ve komşularımız bizim İslami yaşantımızı beğenmiyor ve ailelerimize İslami düşünce ve yaşamlarımızdan vazgeçmemiz için baskı kuruyorlardı. Bununla beraber bağlı olduğumuz dernek veya cemaatin çalışmalarına gelmek isteyen çocuk ve gençleri bizlerin tehlikeli birer terörist olduğu iftiralarıyla engelliyorlardı. 15 Temmuz gecesi darbe girişimi ile, kimin terörist, kiminde korkak ve yalancı olduğu –hamdolsun- ortaya çıkmış oldu. Bizler dün olduğumuz yerdeyiz, inandığımız değerler dün nasılsa bugünde aynı netlikte.  Dün bizi alaya alan, basit gören, arkamızdan bizleri çekiştirip iftira atan bu zihniyetin üyeleri, şimdi büyük bir riyakârlık ve münafıklıkla rengini dönüştürmüşe hazırlanıyor. Bugün vatana bir zararın gelmemesi için bizler meydanlardayız ya onlar? 

HİZMET! HARAKETİNİN STRATEJİSİNİ HERKES ÇOK İYİ BİLİYORDU 

 1996 yılına kadar ünlü bir vaiz olan F.GÜLEN’in sonrasında devletin yöneticileri ile kısa bir sürede samimi olması çok ilginç. Ülkenin yöneticileri ile olan bu sıcak ilişki ülke dışına sıçramış ve Papa ile görüşecek kadar ilerlemişti. Dolayısıyla da ‘biz bilmiyorduk’ yalanındansa ‘kandırıldık’ cevabı daha samimi. Çünkü bir zamanların cumhurbaşkanı veya başbakanları olan Süleyman DEMİREL, Bülent ECEVİT, Tansu ÇİLLER ve Mesut YILMAZ,  F. GÜLEN’in devlete sızma stratejisini çok iyi biliyorlardı. Ki zaten onların desteği ile bu kadar güçlenmişlerdir. Sadece merhum Necmettin ERBAKAN, F. GÜLEN’in asıl yüzünü biliyor ve ülkeyi uyarıyordu. Zaten merhum ERBAKAN’IN bu cesur duruşu onun sonunu getirmiş oldu. Özellikle sol medya ile omuz omuza haberler yapan - CİHAN haber, ZAMAN gazetesi ve STV kanalı- FETÖ medyası, ERBAKAN hükümetini düşürmeyi başarmıştır. Herkes çok iyi biliyor ki bu örgüt; -özellikle- orduda, emniyette, istihbaratta ve adalet bakanlığı gibi önemli devlet kurumlarında –takkiye yaparak- çok iyi yuvalanmıştır.   

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ NİÇİN YAPILDI? 

15 Temmuz –başarısız- darbe girişimini çok yönlü okumak lazım. Özellikle bu darbe girişimini sadece FETÖ’ye yıkmak, büyük oyunu görmemizi engelleyeceği kanısındayım. Kukladan çok kuklacı iyi araştırılmalı, bilmeli ve yok edilmelidir. Dolayısıyla sekiz ay önce Pennsylvania’da darbe kararının alındığı ve Adana İncirlik üssünde on iki ayrı toplantı yapıldığı iddiaları çok önemli. Zira herkes çok iyi bilir ki ABD’nin izni olmadan İncirlik’te kuş bile uçmaz. O halde bazı jetlerin İncirlik’ten havalanması kimin bu işe start verdiği açısından önemlidir? 

Evet, ABD dışında ordu içerisinde ki Kemalist ve ulusalcı zihniyetinde bu darbeye destek verdiği, ortak hareket ettiği yani bu darbenin sadece FETÖ’cüler tarafından yapılmadığı iddiası çok önemli. Bu darbeden eminim ki Esed keferesinin yanı sıra, İran, İsrail ve İngiltere gibi zalim ülkelerinde haberi ve desteği vardı. Dışardan bu tarz destekler varken içeriden de MLKP, TİKKO, DHKP-C ve PKK gibi Marksist örgütlerinde desteğinin olduğu iddia edilmektedir. Bu darbe kısaca Türkiye ekonomisini bitirme ve hızlıca büyüyen Türkiye’yi ABD gibi sömürü devletlerin hegemonyası altına -tam olarak- sokmak için yapıldığı kanısındayım. Gezi Parkı olayları ve hendek siyaseti ile Türk-Kürt baharı başlatmak isteyen lakin başarılı olamayan ulusal güçler, son ve büyük operasyon olarak 15 Temmuz darbesini denediler. Müthiş bir senaryo ve hesaplama ile başlanılan bu darbe girişimi, Allah’ın yardımı ve milletin -göz yaşartan- duruşu neticesinde hezimete uğradı. Bu darbenin artçıları olacaktır şüphesiz, ama nasıl ve nerede olacağı belli değil. Bu yüzdendir ki, nöbet yerleri millet tarafından hala terkedilmemiştir. 

 Hezimete uğrayan 15 Temmuz darbe girişimi çoğu karanlık olayları aydınlatacağına inanıyor ve bekliyorum. Örneğin; Hizbullah davasından yargılanan mahkûmların dosyaları bir daha gözden geçirilerek iftiraya maruz kalan bu insanların bir an önce beraat edilmesi... Bunun yanı sıra; El- Kaide, Hizbultahrir ve Sivas olayları gibi birçok İslami davanın bir daha gözden geçirilmelidir. 

  Son olarak şunlar söylenebilir ki; kişi kendisine lütfedilen aklletme iradesini tekrar hakarete geçirmeli. Bulunduğu cemaatin, derneğin, vâkıfın veya partinin hedefini iyi bilmeli ve sorgulamalıdır. Allah’ın insanlara bahşettiği İslam dinini ana kaynağı olan Kur’an’dan iyi öğrenmeli ve din adı altında kendisine sunulan hurafe ve hikâyeleri aklını kullanarak ve vahyin gölgesinde kabul etmemelidir. Mehdi ve mesih aldatmacalarına kulak asmamalı ve hidayete ermiş her müminin bir mehdi olduğunu iyi bilmelidir. 

 FETÖ’nün kırk yıllık hareketi ve sonunda da yaptığı darbe girişimi şu hakikati bizlere bir daha gösterdi ki; marifet iyi bir okuldan mezun olmak veya iyi bir makama sahip olmak değildir. Marifet iyi bir ahlaka sahip olmaktır. 

 

Yunus KUŞAN