yunuskusan1 @ hotmail.com

DÜRÜSTLÜK, ÖNCELİĞİMİZ OLMALI (İDİ)
Müslümanlar olarak bizler; Hayatın her alanına müdahale eden koca İslam dinini, sadece başörtüsüne indirgemenin bedelini bugün ağır ödüyoruz.
(Oysa ki din: bilimdi, sanattı, felsefe idi, siyasetti, spordu, ahlaktı, adaptı...Hasılı din yaşamın ta kendisi idi.)


Nedir bu ağır bedel?
Bu ağır bedel; toplumda bize karşı doğup, gelişen ve büyüyen güvensizlik duygusudur.
Başörtünün kurumlarda serbest olmasını dünyada İslami bir zafer, ahirette de cenneti garantilemek-miş- gibi algılamak, bizlerde rehavete, atalete, şaşgınlığa, şimarıklığa, donukluğa ve durgunluğa neden olduğu artık inkar edilemez bir hakikattır.


Mazlumiyet ve kanaat imtihanını başarıyla verebilen bizler, mal ve makam imtihanında ne yazık ki sınıfta kaldık.
......
Oysa ki Allah, bizden emin ve dürüst olmamızı önce istedi. 
Allah,  ezilenin yanında olmamızı ve Mütevazi bir hayat yaşamamızı bizden istedi. 
Allah, Kibir hastalığından uzak durmamızı bizden istedi.


Allah, çalmamamızı, rüşvet almamamızı ve adil olmamızı bizden istedi.
Anlayacağınız Allah, şekillerimizi değil ahlakımızı ön plana çıkarmamızı,
Dindarlığımızı değil dürüstlüğümüzü ön plana çıkarmamızı bizden istedi.
....
Keşke Bizler; 
Başörtüyü, sarığı ve takkeyi başımıza takma ebdişesi taşıdığımız kadar, işsizlik ve parasızlıktan bunalarak hayatlarına son veren halkın derdini de kafamıza takabilseydik,
Ellerimize abdest almayı öğrettimiz kadar, ellerimize çalmamayıda öğretebilseydik,
Oruç tutma arzusu bizde oluştuğu kadar, mala, makama olan hırslarımızı da az bir tutabilseydik,
Zikreden dillerimizi, yalandan, gıybetten ve boş konuşmaktan bir uzak tutabilseydik...
 İşte o zaman bu topluma umut olurduk.


 O zaman  bu topluma güven verirdik. 
Ve işte O zaman bu toplumun sevgisini kazanırdık.