vanhavadis @ hotmail.com

Kıymetli dostlarım!

Son dönemlerde hemen herkesin konu üzerinde muhabbet ettiği ve tartıştığı bereketsizlik ve sunucunda mutsuzluk üzerine bir iki kelam etmek isterim.

Hepimiz, son dönemlerde bereketin olmadığından ve mutsuz olduğumuzdan bahsediyoruz. Bunu tartışmaya, konuşmaya haklıyız; fakat haklı olmadığız bir şey var: O da bu problemi tanımlayıp çözüm bulamamamızdır.

Bu konuda eğer bir çözüm bulamasak çok yakın zamanda bu problem belki de birçoğumuzu çok ciddi şekilde maddi ve manevi rahatsız edecektir. Çünkü bu problem hem bedenimizi hem de ruhumuzu çok rahatsız ettiğinden eminim.

Bence en büyük problem insanların birbirini unutması ve acayip egoist, bencil bir hal almalarıdır.

İnsan demek: Paylaşım yapmak yanı bir lokma ekmeği varsa bölüşmek demek; hani derler ya kardeş payı. İnsan demek: Hak hukukta duygudaşlık yapma ve kendinden çok başkasını düşünmek demek. İnsan demek: Evvela kendisine sonra da bütün canlılara karşı paylaşımcı ve merhametli olmak demektir. İnsan kendini unuttu, ailesini, akrabalarını çevresini, toplumunu, canlıları unuttu. Onlarla artık maddi manevi bütün bağlarını koparmış sanırım artık sadece bizler telefonlarımızla paylaşımcı olduk.

Komşumuz aç, hayvanlarımız aç, çiçeklerimiz susuz ve tükenmek yok olmak üzereler olanları da çoktan kopardık. Bu kadar bencilleştik.  Dün annemin gözyaşlarını şahit oldum. Sordum annem neyin var; dede ki artık en yakınlarım bile beni sormuyor. Ne bayram ne seyran kimse kimseyi umursamıyor. İnsani değerler yanı sıla-ı rahim dediğimiz geleneğimiz kalktı. Yanı insan hem kendi fıtratını unuttu ve hem de bencil oldu.

Bu bencilikten kurtulmak insanın fabrika ayarlarına (fıtratına) dönmesiyle mümkün yanı insani değerleri yaşamaya benimsemeye götürecek vicdan ve vicdanın muhakemesini yapacak akıl lazım. Bereketin tekrar oluşabilmesi ve mutluluğu elde etmenin reçetesi budur.

Vicdan herkese eşit ve insana yakışır bir donatımla verilmiş. Vicdan sahibi olmak bir süreçtir. iyi ve doğruyu kabul etme ve kanıksama aşamasıdır. Vicdanın insan fıtratına yakışır bir şekilde yargıç olabilmesi için aklın devreye girmesi lazım akıl da tek başına bir mantıktan başka bir şey değildir.

Aklında iyi bir hakem olması için ilim, bilim, irfan ve em-pati duyguları ve evrensel insani değerlerle bezenmesi lazım. Aksi halde akıl beyhude, mantık tutarsız, vicdan kötüye boyun eğmiş virane olacaktır. Aklını ve vicdanını harekete doğru bir şekilde geçirecek kişi hak ve hukukunda farkına varacaktır.

Bunların farkına varan kişi ise bereketsizliğin ve mutsuzluğun asıl problemini görecek kendinde ve toplumda gördüğü bu problemlere çözüm getirecektir. Bu problemlere evvelinde biraz değindim. Yazımın devamında gelecek hafta toplumdaki durumuna ve hak ve hukukun önemi ve etkilerine değineceğim.

Selam ve dua ile…