Türkiye’nin önemli iş insanları, Dostluk Grubu ve DOĞUSİFED organizasyonunda Van’da bir araya geldi. Yapılan organizasyonda konuşma yapan Van Ticaret ve Sanayi Odası (VAN TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva; " Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ve Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED)’ in kıymetli Başkan ve yöneticileri, Dostluk Grubunun saygıdeğer üyeleri, Ülkemizin kalkınması için mücadele eden, iş dünyamızın kıymetli temsilcileri, İstihdam yaratanlar, Vergi verenler, Maaş ödeyenler, Çok kıymetli Vanlı hemşerilerim, Hanımefendiler, beyefendiler, Basınınızım değerli temsilcileri, Sizleri Van’da görmekten duyduğumuz memnuniyeti ifade ederek, hepinizi şahsım ve Van Ticaret ve Sanayi Odası adına saygıyla selamlıyorum. 

Kıymetli hazirun, konuşmama başlamadan önce;

Bugün sizlerle bir araya gelmemizi sağlayan, Van Dostluk Grubu’na teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Yaptıkları bu önemli etkinliğin verimli geçmesi ümidi ile sizlerle birlikte olmanın heyecanını da özel olarak paylaşmak istiyorum.

 

Van şehri, dünyanın en güzel şehirlerinden biridir. Nuh Tufanı’ndan sonra, hayatın yeniden başladığı havzanın şehridir. Büyük Urartu’nun başkentidir. Birçok medeniyetin zapturapt altına almak istediği ve kendine ait görmek istediği bir yaşam alanıdır. 1750 metrede Anadolu’nun en büyük iç denizinin kıyısında münbit fauna ve florası ile büyük zenginlikleri barındıran şehirdir. Anadolu’nun giriş kapısıdır. Batının doğusu, doğunun batısında ki başkenttir.

Tarihte 5 kez yerle bir olmasına rağmen, bugün nüfusu itibari ile Türkiye’nin 19. Büyük şehridir. Türkiye’nin 6. Büyük coğrafyasına sahip şehirdir. Küçükbaş hayvan varlığı ile Türkiye’nin ilk şehridir. Kadim zamanlardan bu yana insanların yaşamaktan hiçbir zaman vazgeçmediği bir şehirdir. Ve Van şehri yeryüzünde herkesin sahip olmak istediği ancak konu sevgi olunca ihmal ettiği şehirdir.

Bugün, maden potansiyeli, canlı hayvan varlığı, mera büyüklüğü, jeotermal alanları, yıl içinde aldığı güneş rezervi, Dicle’yi besleyen su kaynakları ve tarihi mirası ile insanların, binlerce yıldır vazgeçemediği, yaşam alanı olarak seçtikleri kadim şehirler arasında yerini almıştır.

Bugün itibari ile ekonomik performansı, TÜİK’ in açıkladığı verilere göre, Ülkemizin 81 vilayeti içerisinde, son sıralarda yer almaktadır. İşlenmemiş iktisadi potansiyeli, genç nüfusu, tarihi değerleri, dünyanın en büyük doğalgaz ve üçüncü büyük petrol rezervine sahip İran İslam Cumhuriyetine 90 km’lik mesafede olmasına rağmen geçmişin ihtişamını bugüne taşımada, derin bir ironi ile karşı karşıya kalmıştır. Genel Ülke ekonomisine bağlı olarak, şehrimiz ve bölgemiz, yaşanan olumsuzlukları en derin şekilde hissetmiş, büyük gayretler göstermesine rağmen, zenginleşme yönünde bir sonuç alamamıştır.

Bizler Van Ticaret ve Sanayi Odası olarak;

Komşumuz İran İslam Cumhuriyeti ile olan ilişkilerin güçlendirilmesi başta olmak üzere, ülke genelinde ekonomik anlamda ileri seviyelerde olan ve sanayisi gelişmiş birçok ilimize ziyaretler gerçekleştirerek, iş dünyasını kentimizin ekonomik kalkınması yönünde sorumluluk almaya davet ettik. Hükümet temsilcileri başta olmak üzere ekonomik kalkınmadan sorumlu birçok kurum ve kuruluş ile ilişkiler geliştirerek, özelde kentimizin genelde bölgemiz ve Ülkemizin ekonomisine, Van ili olarak katma değer yaratmayı hedeflediğimizi ve işbirliği yapmamız gerektiğini ileterek; “kalkınmanın sadece kent sakinleri tarafından değil kolektif bir perspektif ve bütüncül bir yaklaşımla gerçekleştirebileceğini” çokça dile getirdik. 

Ancak bu çağrılarımıza en anlamlı cevabı; İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri ve halkı başta olmak üzere Irak Kürdistan Bölgesinde yaşayan insanlar karşılık verdi. Ülkemizin batısından bu çağrımıza anlamlı bir desteği ve sahiplenmeyi ne yazık ki göremedik. Sizlerin bugün burada olmasının, bu çağrımıza değer katacağını umuyoruz.

Van ili, tarih boyunca her zaman önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Jeopolitik konumu, sosyo-kültürel yapısı ve medeniyetlere beşiklik yapması, kentsel anlamda bir kimlik kazanmasına kısmen vesile olmuş, insanların binlerce yıldır kendilerine yaşam alanı olarak seçtikleri kadim kentler arasında yerini almıştır. Bugün baktığımızda, bir saatlik uçuş mesafesinde 125 milyonluk bir pazara ve 5 ülkeye erişim sağlayabilen önemli bir geçiş noktasında bulunmaktadır.

Çokça fark edilmese de çekim merkezi olma özelliğini kaybetmeyen ilimiz, modern çağın teknolojik ve iktisadi değişim ve dönüşümüne ayak uydurma noktasında, yeterli yatırım alamaması nedeniyle, sıkıntılı süreçler yaşamış, ancak burada yaşamayı tercih eden insanların sevgisi ve gayreti ile ayakta durmayı başarmıştır.

 

 

Tekraren ifade etmek gerekirse; Van ili, 20.921 km² yüzölçümü ile ülkemizin 6. büyük şehridir.  21 yaş ortalaması ile emek sermayesi açısından en güçlü ilk 3 şehir arasında yer almaktadır. Yine 2,7 milyon küçükbaş hayvan varlığı ile ülkenin ilk sırasında yer almaktadır.   

Van şehri, yetersiz sanayileşme,  tarım ve hayvancılığın modern tekniklerden uzak, geleneksel üretim ve dar bir bakış açısı ile gerçekleştirilmesi neticesinde, en önemli iktisadi varlığımız olan bu sektörün, yeterince katma değer yaratamamasına neden olmuştur. 

Değerli katılımcılar,

Şu an bilgi ve teknoloji çağındayız. Artık herkes istediği bilgiye anında ulaşabilme imkân ve olanağına sahip, yani dünyanın en ücra köşesindeki bir olayı, bir doğal güzelliği, bir icadı veya insanlara duyurmak istediğimiz herhangi bir bilgiyi anında yayabilme şansına sahibiz. 

Bu durum şu anlama geliyor; şehirler ve hatta ülkeler arasındaki rekabet ne kadar artarsa, kazanma şansınız o kadar zorlaşıyor. Bu durumda, ancak sahip olunan değerleri iyi anlatan, değerlere yeterince sahip çıkan, koruyan, markalaştıran kentler kazançlı çıkacaktır. Dünyada artık marka değerlerlerini yükselten şehirler ön plana çıkmaktadır.

Okuduğum bir makalede;

Marka kent kendine turist, tüccar, yatırımcı, öğrenci ve hatta göçmen çekebilen kenttir. Geçici veya kalıcı gelenlere iyi hizmet sunabilen kenttir. Marka kent dışa açılmayı bilen kenttir. Marka kent davetkârdır. Marka kent misafirperverdir. Marka kent ilginçtir. Marka kent sosyaldir, eğlencelidir diye yazmaktaydı. Bizim şehrimiz, Van'ımız bütün bu özelliklere sahiptir.

 

Markalaşmanın bir kente kazanımlarını uzmanlar şöyle açıklar;

·         Şehir canlanır.

·         Şehir ekonomisi büyür.

·         İstihdam artar.

·         Şehrin alt yapı ve üst yapı ihtiyaçları hızla karşılanır.

·         Şehir göç vermez.

·         Şehir modern kamu alanlarına sahip olur.

·         Hemşeriler şehirleriyle gurur duyarlar.

Bizler bunların farkındayız ve tarihi mirasımızı korumak, doğal güzelliklerimizi paylaşmak için buradayız. İlimiz, tüm potansiyelleri ile marka kent olmayı hak etmektedir. Ancak bu noktada siz kıymetli yatırımcılar, kentimizin bu çığlığına ses vererek ve ilk etapta yapılacak küçük ve karlı girişimlerle olumsuz süreci olumlamayı hedefleyen desteklerde bulunabilirsiniz. 

Bizler hiçbir yatırımcının, zarar edeceği, duygusal yaklaşımlara dayalı girişimleri doğru bulmuyoruz. Bu yaklaşım, çok konuşulan ancak sıradan bir fantezinin ötesine geçmeyen bir bakış açısına hizmet eder.  Öncelikle, şehrimizin potansiyellerini keşfetmelisiniz. Sizlerden ilk beklentimiz budur. Ve inanıyorum ki burada bulunan herkesin mutlaka, karlı bir yatırım kararı alabileceği bir potansiyelimiz vardır.

Stratejik konumu, ulaşım ağları, 6. Yatırım Teşvik Bölgesinde yer alması, turizm potansiyeli, güneş enerjisi potansiyeli, zengin maden yatakları ve doğal kaynakları, tarım ve hayvancılık potansiyeli, genç nüfusu, sulanabilir arazi varlığı ile bakir ve mucizevi dokunuşları bekleyen ilimizin, sahiplenilmesi ve ülke ekonomisi ile bütünleşmiş bir şekilde, iktisadi çıktılar üretmesi konusunda, sizlerinde burada yaşayan bizler gibi sorumlulukları olduğuna inanıyoruz.

İran ile Ülkemizin 560 km’lik kara sınırı bulunmaktadır. 300 km’si Van-İran sınırıdır. Şu gerçeği gözden çıkarmamamız gerekmektedir. Türkiye’nin batı ile rekabet üstünlüğü bulunmamaktadır. Türkiye’nin doğusu ile rekabet üstünlüğü söz konusudur. Bu perspektifle baktığımızda, İran’ın enerji kaynaklarını kullanarak, Van, gelecekte figüran değil yıldızı parlayan bir şehir konumuna gelecektir. Bu realitedir. Bu gerçeklik; Gelecekte Türkiye’nin Van üzerinden ihtiyaç duyacağı ortak sanayi ve endüstri bölgelerinin kurulacağına işaret etmektedir. 

Bir başka argümanımız da turizmdir. Henüz İstanbul ve Ankara başkent değilken ilimiz, 2700 yıl önce Urartu Medeniyetine başkentlik yapmıştır. Dolayısıyla bu tarihsel mirasın varisi konumundadır.

Yine Müslüman medeniyeti için çok kıymetli eserlere sahip bulunmaktayız. Hor Hor Medresesi, 16 yüzyılda Bahçesaray’da yaşamış olan Tasavvufi Kürt edebiyatının önde gelen şairi Feqiyê Teyran’ın edebi kimliği ve eserleri de önemli bir zenginliktir. Hüsrev Paşa Camii, Halime Hatun Kümbeti, Selçuklu Mezarlığı, Kaya Çelebi Cami’ de Türk tarihi açısından önem arz etmekte ve Müslümanların ziyaret etmesi gereken alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca yeni açılan Kent Müzemizde, kentimizde varlık göstermiş tüm medeniyetlere ait; Arkeolojik: 21.178/ Sikke:21.623/ Etnoğrafik:1314 eser bulunmaktadır. Özellikle Akdamar Adası Gregoryenler için çok önemli bir inanç merkezidir. Hz. İsa’nın Havarileri Aziz Bartalamay ve Aziz Bartholomeus’un ilimizde defnedildiğine dair inanış,  Akdamar Adası Surp Haç Kilisesi, Havarilerden Aziz Thomas’a ait eserlerin bu kiliselerde saklandığına dair belgeler, kentimizi Ermeni ve Hıristiyanlar açısından da kıymetli kılmaktadır.

Ve Van Denizimiz, turizme konu olacak önemli bir değer ve doğal mirasdır. Bu mirasın sadece Vanlılara değil hepinize emanet bırakıldığını unutmamalıyız.  Genel toplamda özetleyecek olursak, Van Gölü Havzasının koruma altına alınarak; Turizm İhtisas Bölgesi olarak değerlendirilmesi ve eşgüdümlü bir şekilde yapılacak yatırımlarla kentimizin bir turizm merkezi olmasını sağlayabiliriz.  İlimiz ve bölgemiz gençliğinin Antalya, İstanbul, İzmir ve diğer batı illeri yerine buralarda çalışmalarını sağlayarak emek göçünün önüne geçebiliriz.

Kıymetli misafirler,

Halkımız dezavantajlı bir bölgede, gündelik kazanımlar ile hayatını idame ettirmekte ve biz iş dünyası aktörleri olarak tüm yatırımlarını burada yaparak ayakta durmaya çalışmaktayız.

Sizlere bir film repliği ile bu kente olan bağlılığımızı anlatmak isterim; “Bir yeri seversen, orası Dünya'nın en güzel yeridir. Ama Dünya'nın en güzel yerini sevmezsen, orası Dünya'nın en güzel yeri değildir.” Bu hissiyatla, şu an yaşadığımız dünyanın en güzel yerini severek, hükümetlerin derin ihmallerine rağmen ayakta durmaya devam ediyoruz. Umudumuzu asla yitirmeyeceğiz. Ve bu geri kalmışlığın kader olmadığına inanıyoruz. Çok çalışacağız. Geçmişin ihtişamını sizlerinde desteği ile geleceğe taşıyacağız.

Sizlerden ricamız; tarihin, medeniyetin, güneşin kenti olan Van’ın farkına varmanızdır.  Van ili bugünkü durumu hak etmiyor. Gayretli ve azimli bir şekilde kent ve bölge ekonomisi başta olmak üzere Ülke ekonomisine değer katmak istiyor.

Van Ticaret ve Sanayi olarak, yapılacak tüm yatırımlara destek olacağımızı ve tüm imkânlarımız ile arkasında duracağımızı belirtmek isterim. Bölgeler arası eşitsizlik meselesi gittikçe derinleşmektedir. Batımızdaki iş dünyası aktörleri, kalkınmanın bütüncül olması için inisiyatif almalıdır. Bu ülkenin en büyük sorunlarından biri maaş alanların sayısının, maaş üretenlerin sayısından fazla olmasıdır. Maaş üretenlerin sayısını artırmamız gerekiyor. Bunun için daha fazla iş birliği ve iletişime ihtiyacımız var.

Türkiye’nin ekonomik çıkmazlarından biri de işsizliğin iş dünyası üzerinde oluşturduğu dayanılmaz baskıdır. Bunu aşmanın yolu, işgücü piyasasına giren her insanın iş arayan olarak değil, “birer girişimci, birer iş kuran” düzeyde yetiştirilmesi gerektiğine olan inancımızın, bütün otoriteler tarafından paylaşılmasıdır. Bu perspektif, Ülkemizin, kamu ve özel sektör aktörlerinin inandığı ve savunduğu ulusal politika haline dönüşmelidir.

 

Sizlerinde desteği ve samimi iş birlikleri ile yapacağımız küçük dokunuşlar, Ülke genelinde sosyal bütünleşme başta olmak üzere ve sonuçta sağlanacak ekonomik entegrasyon ile daha güçlü bir Türkiye’yi ve daha huzurlu bir Doğu Anadolu’yu birlikte inşa edebiliriz. Burada, ünlü düşünür Cemil Meriç’in doğuyu tarif ederken; “Burası Doğu. Ahırdan boşanan her azgın eşeğin vaktinizi, eserinizi, gururunuzu çiğnemek için palansız geldiği ülke." Diye tanımladığı coğrafyamız, sizlerin ve bizlerin mecburi sorumluluğuyla yeni bir okumaya ihtiyaç duymaktadır.

Hepimiz, ekonomi aktörleri ve maaş üretenler olarak, tüm Ülkeye sahip çıktığımız gibi Van şehrine de sahip çıkmalıyız. Politikacılar şunu savunuyor; “huzur ve güvenliğin olmadığı yerde üretim, imalat, zenginlik, refah oluşmaz.” Oysa bizler, şunu söylemeliyiz; “üretim, imalat, zenginlik, refah ve ekonomik gelişmişliğin olmadığı yerde huzur ve güvenliği sağlamanız söz konusu değildir.” İş dünyası için huzur ve güvenlik meselesi sebep değil sonuçtur. İşsizliğin, fukaralığın, üretimsizliğin, yoksulluğun sonucudur. Dolayısıyla, huzur ortamının tesisi iktisadi müdahalelerle gerçekleşebilir. 

Bu yaklaşım sayesinde, bölgemizde yaşanan sorunlar ve ekonomik daralma, yapılacak ekonomik müdahaleler ve demokratik adımlar ile son bulacaktır. İş dünyası aktörleri olarak, böylesi talepleri yüksek sesle dillendirme misyonumuz vardır. Bu görev ve sorumluluğu bu şehirde güçlü bir sesle ifade edebilir, daha huzurlu ve zengin bir ortamı kolektif bir yaklaşımla, tesis edenler olabiliriz. 

Son olarak; bizler, kısıtlı imkânlara sahip, bölge ekonomisinin temsilcileri olarak, çaresizliklere çare üretirken kadere teslim olmak istemiyoruz. Çünkü bizim çarelerimiz kısıtlı ve sınırlıdır. Sizler gibi güçlü ve etkin ekonomi aktörlerinin her açıdan kentimizi ve bu bölgemizi sahiplenmesi gerekmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle tekrar hoş geldiniz diyor, Van’a yatırım yapma ve bir eser bırakma yolunda adımlar atacağınıza olan inançla hepinizi saygıyla selamlıyorum." dedi.