Yeni Şafak yazarı Ergün Yıldırım, son dönemde artan kadına şiddet olaylarını "Köklü toplumsal kurumların, değerlerin ve ilişkilerin sarsılmasıyla erkeğin içine girdiği bunalım. Şiddet de bu yapısal sarsılma ile gelen erkek kimliğinin içine girdiği çaresizlik ve bunalımdan doğuyor" ifadeleriyle açıkladı.
Ergün Yıldırım, "Anomik erkek: Toplumsal sarsılmayla gelen erkek şiddeti" başlığıyla yayınlanan yazısında son dönemde gündemi bir hayli meşgul eden erkek şiddetine değindi.

Yıldırım'a göre şiddet olaylarını meydana getiren sebepler şu şekilde:

"Yaptığımız tek şey var"

Erkeklere küfretmek ve kadınlara yüceltmeler çekmek. Bütün medya bunu yapıyor. Bir sosyal terapi yaşıyoruz. İşlenen suçların ürettiği acılar, bu sosyal terapistlerle bir süre diniyor.

Oysa küfretmek ve kadına güzellemeler çekmek çözüm değil. Kadına tanrısal yüceltmeler de yapsak sonuç değişmez.

Çünkü sorun kadına yönelik düşüncelerle sınırlı değil. Sorunun temeli kadının ve erkeğin içinde konumlandığı toplumsal yapının sarsılmaları, dalgalanmaları ve kaotik dönüşümleri ile alakalı. Erkek alkolizme ve madde bağımlılığına yöneliyorsa ya da iş ve saygınlık kaybına uğruyorsa oradan şiddet yükseliyor. Erkek, içine girdiği acizlik karşısında şiddete başvuruyor. Erkek ikincil, işe yaramaz, terk edilmiş, hayatı elinden alınmış hissediyorsa şiddete başvuruyor. Erkek işsiz, evirip çeviremeyen, ailesine bakamayan ve eşine sahip çıkmayan olunca şiddete başvuruyor.

"Değerlerin ve ilişkilerin sarsılması"

Kadına yönelik şiddetin 'değerlerin ve ilişkilerin sarsılması' sonucunda yaşandığını iddia eden Yıldırım, şöyle devam etti:

Kadına yönelen şiddet de bir toplumsal sarsıntılarla gelen anomik durum. Erkeğin bu sarsıntılarla anomik duruma düşme hali. Köklü toplumsal kurumların, değerlerin ve ilişkilerin sarsılmasıyla erkeğin içine girdiği bunalım. Şiddet de bu yapısal sarsılma ile gelen erkek kimliğinin içine girdiği çaresizlik ve bunalımdan doğuyor. O nedenle çok hızlı bir biçimde odak araştırmalar yapmalı ve bu sarsıntıları doğuran nedenleri ortadan kaldıracak politikalar üretmeliyiz.