Bir düğün salonunda gerçekleşen Halkların Demokratik Partisi (HDP) İpekyolu 2. Olağanüstü İlçe Kongresine HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDP İl Eş Başkanları Yadişen Karabulak, Ümit Dede, DBP Van İl Eş Başkanları Ayla Tarhan, Ökkeş Kava, HDP MYK Üyesi Bedia Özgökçe, Van Milletvekilleri Murat Sarısaç, Muazzez Orhan, Barış Anneleri, TJA Aktivistleri , DTK Temsilcileri, STÖ’ler ve halk katıldı.

Saygı duruşu, divan oluşumu, faaliyet ve mali raporların okunmasının ardından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli konuştu.

Kongrenin HDP’nin kuruluş yıldönümü olan 15 Ekim’e denk gelmesinin oldukça anlamlı olduğlunu kaydeden Temelli, “ HDP’yi yaratan 70’ler, 80’ler, 90’ların, 2000’lerin mücadelesidir. Çok onurlu bir altı yılı sizlerle beraber, sizlerin kararlı duruşu ile birlikte geride bıraktık. Geride bıraktığımız 6 yıl değil, onlarca yıllık bir mücadele de var. Bu mücadeleden aldığımız güçle yolumuza devam ediyoruz.

6 yıl boyunca bu onurlu mücadelede emeği geçen, dik duran, büyük bedeller ödemiş tüm yoldaşlarımı selamlıyorum. Sadece tutsak olan arkadaşlarım değil bu süreçte yitirdiğimiz onlarca arkadaşımız var. Onların anısı önünde de saygıyla eğiliyorum. Onların mücadelesi bize yol göstermeye devam ediyor. 15 Ekim kuruluş yıldönümümüz ama HDP’yi, fikirlerini, mücadelesini anlamak için çok gerilere bakmak gerekir.

Bu onurlu mücadelenin nasıl başladığına bakmak gerekir. 70’lerin devrimci mücadelesi, 80’lerin Kürt özgürlük mücadelesi, bu mücadeleyi yoğurarak buraya getirdi. Kararlığımız, baş eğmezliğimiz bundandır. “ vurgusunda bulundu. ‘SAYIN ÖCALAN’A BİN SELAM OLSUN’ Geçmişin deneyimlerinden çıkarılan sonuçlarla HDP’yi var ettiklerini belirten Temelli : “ HDP’yi var ettik. Ama öncesinde HDK’yi var ettik. Bu kongrede bütün farklılıklarımızla, tüm emekçiler, kadınlar, yan yana geldi. Bir demokrasi ve barış mücadelesi davetiydi bu.

Gelin birlikte bu sömürücü kapitalist sisteme karşı gelin, birlikte mücadele edelim diyordu. Bu davet, ortak vatanımızda demokratik cumhuriyeti var etme davetiydi. Bizi güçlü kılan mücadelemizdir, ama mücadelemizi var eden de bir fikriyattır. Fikirler tecrit edilemez. Bu fikre de, siyasi iradeye de, İmralı’ya da, Sayın Öcalan’a da bin selam olsun.Onun fikirlerden korkuyorlar. Barıştan, demokrasiden korkuyorlar. Korktukları için tecrit var, korktukları için binlerce arkadaşım cezaevinde, korktukları için HDP’ye saldırıyorlar. Bu korkaklar bu ülkede ne hak ne hukuk ne adalet bıraktılar. Her şeyi çölleştirdiler ama baş edemedikleri bir şey var o da sizlersiniz, HDP’dir.” Diye konuştu.

“AKP'NİN SEÇİM KAMPANYASI KAYYIMDIR, GÖZALTIDIR”

HDP ‘nin kurulduğu günden bu yana AKP’nin türlü türlü tehdit ve şantajlarına maruz kaldığını aktaran Temelli, “ Bakın kurulduğumuz günden beri 6 seçim atlattık. Hepsinde her türlü hileyi, şaibeyi karşımıza çıkardılar, her türlü pazarlığı yaptılar, her türlü baskıyı uyguladılar. Ama buna karşılık her seferinde biz kazandık. 3 kez de önümüze diktikleri barajları onların kafasına yıktık. Baş edemedikçe hileye başvurdular. Şimdi de seçim kampanyasını başlattılar. İlk adımı da Amed’de gözaltı ve tutuklamalar oldu. Biz nerede seçim çalışması yapsak bir bakıyorsunuz ki orada AKP’nin seçim kampanyası karşımıza çıkıyor. Nedir AKP’nin seçim kampanyası gözaltı operasyonları, uydurma gerekçelerle, sözde gizli tanıklarla yapılan operasyonlar. Bütün bu haksızlığa karşı bizim de onlara biz sözümüz var: Bütün yaptıklarınızın tarafsız ve bağımsız yargı önünde hesabını soracağız.

” KAYYUM CUMHURİYETİ YIKILACAK, DEMOKRATİK CUMHURİYET KURULACAK

Temelli : 2014 yerel seçimlerinde 102 belediye kazandık. Bu 102 belediyenin 96’sına kayyum atanmış durumda. Otoriter rejim adeta bu ülkeyi bir kayyum cumhuriyetine çevirmiştir. Biz kayyum cumhuriyetini kabul etmiyoruz, biz demokratik cumhuriyeti var etme umudumuzu ortaya koyuyoruz. Bu kayyumcu zihniyeti bu coğrafyadan temizlemek, onur kazandırmaktır. Bunu da yine biz başaracağız, siz başaracaksınız.Bize diyorlar ki bu belediyeler HDP’ye geçerse çok borç var HDP ödeyemez. Çok net söylüyoruz, evet o borçları ödemeyeceğiz. O borçları kim yaptıysa, kim yaptırdıysa onlar ödeyecek. Bütçeyi yaparız seçilmişlerimizi denetleriz, ama burda bizim bir dahlimiz yok.

Kayyum denen şahısları da sen atadın, biz bunları sana yollarken yanlarına bu borçları da koyarak yollayacağız. Sen hem bu borçları ödeyeceksin hem de bu halka hesap vereceksin.Sizleri yeniden kayyum atarım diye tehdit ediyor içine düştüğü acze bakın. Böyle Cumhurbaşkanı olur mu, kendi vatandaşının hakkını gasp etmek üzerinden bir gelecek vadediyor. Ona diyoruz ki karşında öyle bir irade göreceksin ki değil kayyum atamak kayyum sözcüğünü ağzına bile alamayacaksın. Güçlü bir kararlılığı yerel seçimlerde sandığa taşımalıyız.

Bulunduğumuz her yerde bu güçlü iradeyi açığa çıkarmalıyız. HDP çatısı altında bunu yaptığımız gibi mahallemizde köyümüzde sokağımızda tüm toplumu bu mücadeleye dahil etmeliyiz. Çalınan senin hakkındır. Bu ülkenin emekçileri, kadınları, gençleri, hakkı gasp edilen halkları; anadili hakkı gasp edilmiş Kürt halkı, Süryani halkı, kimliği cumhur ittifakı tarafından ipotek altına alınmış Türk halkı, inancı siyasete alet edilen Alevi halkı, şimdi yan yana gelme zamanıdır.” Çağrısında bulundu.

‘YEREL SEÇİMLERDEN SONRA KADININ VE GENÇLİĞİN KENTLERİNİ KURACAĞIZ”

“Kentlerimiz kadınların kenti olsun istiyoruz. Kadına yönelik şiddet son bulsun istiyoruz. Söz yetki kararı eşit temsiliyetle birlikte, kadınlarla birlikte vermek istiyoruz. HDP bir kadın partisidir. Bu başarı kadınlarla mümkün olabilirdi biz de öyle yaptık. Bu vesile ile tüm kadın yoldaşlarımı da selamlıyorum.” Diyerek konuşmasını sürdüren Temelli ardından, “HDP siyasetin genç siyasetidir. Gençlerin siyasette olmasıyla statükoya hayır dedik. Bu ceberut iktidarın statükoyu dayatmasına gençlerle birlikte karşı çıktık.Bu ülkede emekliler intihar etmesin diye, hakkını alabilsin diye kentlerimizi emekçilerin kenti haline getireceğiz. Bizim yerel yönetim anlayışımız toplumculuğa dayanır.

İşte katılımcı demokrasi dediğimiz, radikal demokrasi olarak altını çizdiğimiz budur. Yerel demokrasi ortak vatanımızda demokratik cumhuriyeti inşa edebilmemiz için atacağımız en güçlü adımdır.Bunun ilk adımı örgütlenmeden geçiyor. Biraz önce faaliyet raporu ve bütçesi okundu gelecek dönemin hazırlığı yapılıyor. Bizim kongrelerimiz devir teslim kongresi değildir, geçmişten gelen gücün geleceğe taşınmasıdır. Kimse bir yere gitmiyor hepimiz buradayız mücadelemize devam ediyoruz. Güçlü örgüt bu mücadelenin en temel referansıdır. Mahalle komisyonlarımızı hayata geçireceğiz, ilçe teşkilatlarımızı güçlendireceğizç sadece yönetimde olan arkadaşlarımız değil bugüne kadar emeği geçen kim varsa herkesi yarın sabah göreve çağırıyoruz. Bu halkımıza karşı olan, bedel ödeyen arkadaşlarımıza karşı en büyük sorumluluğumuzdur.” İfadelerini kullandı.

‘BU ÜLKEYE ADALET BİZİM MÜCADELEMİZLE GELİR’

Temelli : “ Kentimize demokrasi gelmesi için, bu ülkeye demokrasi gelmesi için çoğalma zamanıdır. Eğer bunu başarırsak bu iktidar bize karşı hiçbir şey yapamaz. Onlar bu korkuyla yaşasınlar biz barış içinde kentlerimizde bir arada yaşamaya devam edelim. Bugün bu ülke bir adaletsizlik ülkesi. Ülkenin orta yerinde bir büyükelçilikte bir cinayet işleniyor. Ülkede bir rahip casus diye tutuklanıyor; bir bakıyorsunuz salıveriliyor, bir bakıyorsunuz rahip Beyaz Saray’da Alman gazetecilere bir telefonla tahliye geliyor. Türkiye’deki gazeteciler hala cezaevinde.

Demokratik siyaset yapanlar tutsak ama çeteler için af tartışmaları yapılıyor. Adaleti sağlamak ancak bizim mücadelemizle olacaktır. O denli adaletsizlik hakim ki bu ülkede her ay ortalama 200’e yakın işçi, iş cinayetinde ölüyor. Her ay 30’dan fazla kadın öldürülüyor. Gizli tanık denen yöntemle binlerce tanık tutsak. Bunca adaletsizlik varken bu ülkede demokrasi ve barış beklemek hayaldir. O yüzden demokrasi ve barış mücadelesi bizim için adalet mücadelesidir. Bu mücadeleyi başarıya ulaştırmak bizim boynumuzun borcudur.” Vurgusunda bulundu.

‘HAKİKATIN SESİNİ KISAMAYACAKLAR

Ülkenin bir intihar ülkesi haline dönüşmesinin sebeplerinin sorgulanması gerektiğini kaydeden Temelli : “Binlerce insan, bu içinden çıkılmaz kriz koşullarında intihar etmeye başlıyor. Bir intihar ülkesi olmuşsanız orada adalet kalmamıştır. Bu ülke krizler ülkesine dönüşmüştür. Toplumsal, ekonomik, siyasal kriz AKP’nin yönetememe krizidir. Bunun için kayyum atıyorlar, muhalefeti susturmak için cezaevi açıyorlar. Bu ülkenin cezaevine değil toplumsal barışa ihtiyacı var. Bunun ilk yolu da Baluken’in, Demirel’in, Kışanak’ın, Yüksekdağ’ın, Demirtaşın ve Bekir Kaya’nın serbest bırakılmasıdır. İçeride de olsak dışarıda da bu ses susmayacak Hakikatin sesini kısamayacaklar. İçeride de olsak dışarıda da bu ses susmayacak. 6 yıldır hakikatin sesi alanlarda meydanlarda haykırmaya devam ediyor. Tüm bu siyasi krizle toplumu cendereye almış iktidara karşı mücadelemiz devam ediyor. Biz bu iktidara, bu ülkeye, bu coğrafyaya güçlü bir seçim sunduk.

Barışı sunduk. Çok önemli bir adım atma çağrısında bulunduk. AKP tüm çabalarımıza rağmen çökertme planları ile uğraşıyordu. Sayın Öcalan, “AKP bizi oyalıyor” diyordu. “Ama bu şansı yitirirsek bu konunun muhatapları dışarıya taşınır” dedi. Öyle de oldu, konunun muhatapları dışarıya getirdiği için savaş çözümsüzlüğü getirdi.” Dedi.

‘ÜLKEYİ İMAMLAR VE ZABITALAR YÖNETİYOR”

Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sorunlara da değinen Temelli : “ Bu iktidarın yegane bildiği savaş ekonomisidir. Hala silahlanma yarışında 2019 bütçesinin en büyük kalemi silahlanmaya gidiyor, ne için Kürt düşmanlığının sürmesi için. Kürt sorunu çözümsüz kaldığı sürece bu sorun devam eder. Evlatlarımızın kanı üzerinden siyaset yapan bu zihniyete dur deme zamanı gelmiştir. Tüm Türkiye toplumuna bu çağrıyı yapıyorum. Ekonomik gidişatın kötü gitmesinin altında savaşçı zihniyet vardır. Tabi Saray’ın giderleri de var. Bunca ekonomik krize rağmen saray bütçesini 3 kart arttırdılar. Doymuyorlar! Ne yapacaksınız bu parayla yeni saraylar yapacaklar.

Yazlık saray, kışlık saray ve sarayların içinde bu saltanat sürsün diye halka zulüm, topluma savaş, şiddet. Bir başka kalem daha bütçede artıyor. O da Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi. Bir yandan savaş, bir yandan inançlar üzerinde tahakküm. Geçen gün bir haber düştü, Almanya'da üç imam casusluk yaparken yakalanmışlar. İmamlara maaş veriyoruz casusluk yapıyorlar, zabıtalara maaş veriyoruz enflasyonu düşürüyorlar. Merkez Bankası çalışmıyor, onun yerine zabıtalar enflasyonu düşürüyor. Ülkenin manzarası budur: imamlar, zabıtalar ve saray. Bu üçgende ülkeyi yönetiyorlar. Mizah mıdır, kara mizah mıdır siz karar verin.” Sözlerini kullandı.

MUHALEFETE ÇAĞRI : BARIŞ VE DEMOKRASİ İÇİN ORTAKLAŞALIM

Ben burdan bütün muhalefet partilerine çağrı yapıyorum, bu gidişata son vermekten başka bir tartışmanız olamaz. Ülkenin gidişatı felakete sürüklenmektedir. Bundan başka bir tartışma konusu teferruattır. Şimdi barış ve demokrasi için ortaklaşma zamanıdır. Siyasetçinin sorumluluğu budur. Siyasetçi bu sorunlara arkasını dönüp kapalı kapılar ardında pazarlık yapamaz.

HDP önümüzdeki süreçte bu sorumlulukla davranmaya devam edecek. Kimsenin şüphesi olmasın. Hepimiz tüm farklılıklarımızla yan yanayız. Bize güç katan bu farklılıklarımızla yan yana oluşumuzdur. Konuşmaların ardından gidilen seçimlerde Bahattin Karaman ve Öznur Bartın HDP İpekyolu İlçe Eş Başkanlığına seçilirken, Cihan Hamzaoğlu, Ayşe Kayalık, Necmi Varhan, Hüveyla Keser, Rahmi Balıkesir, Siyaset Dinçer, Necmettin Çapgül, Tahir Şapkacı, Hakan Avcı yönetimi kurulu üyesi olarak belirlendi.